Avustralya'ya Savaş Açan 2 Türk Askeri

Avustralya'ya Savaş Açan 2 Türk Askeri
Araştırmacı & Yazar : Mehmet Tuğşat Uslu



Öncelikle yazımı okurken bu türküyü dinlerseniz yazımı daha anlamlı kılacaktır;

Çanakkale savaşlarından yaklaşık üç yıl önce, Padişah Sultan Mehmet Reşad’ın iradesiyle, 350 kişilik bir askeri birlik Hindistan’a gönderilir. Birlik, işgalci ve emperyalist İngilizlere karşı savaşan Müslüman Hindistanlılara katılır. Silah ve mühimmat açısından kısıtlılık ve yetersizlik yüzünden uzun süren mücadele sonunda savaşı kaybederler.  Bu arada kırk kadar Osmanlı askeri de İngilizlere esir düşer.

İngilizler bu kırk Osmanlı esir askerini gemide çalıştırmaya başlar. Gemi, Avustralya’ya yola çıkar. Esir Osmanlı askerlerinden ikisi, bir plan yapıp gemiden kaçarlar. Bir süre gizlendikten sonra Avustralya’da iş sahibi olup çalışmaya başlarlar.

Avustralya’nın Silver City kentinde Karadenizli Menteşoğlu Molla Abdullah aile mesleği olan dondurmacılık, Afyon Kara Hisarlı Tarakçıoğlu Gül Mehmet’te baba mesleği olan kasaplık yaparlar. Bulundukları ortama ve koşullara uyum sağlamış, çalışkan ve dürüst iki Anadolu insanı olarak tanınarak  çevrelerinden sevgi görürler.

Ancak 1915 yılında Avustralya, Çanakkale’ye asker gönderince Tarakçıoğlu Mehmet ile Menteşoğlu Abdullah bir araya gelerek bir durum değerlendirmesi yaparlar. Avustralya, madem ki Osmanlı İmparatorluğu’na savaş ilan etmiştir. Bizde birer Türk askeri olarak bu savaşta yer almalıyız kararını verirler.

Eylemlerine başlamadan önce silahlanırlar ve gerekli hazırlıkları yaparlar. Bu arada Avustralya devleti başbakanına yazdıkları bir mektupla savaş ilan ederler. Mektupları kısa ve özdür. Mealen ; “ Sayın başbakan, duyduk ki devletimize savaş açmışsınız. Çanakkale’ye  asker göndermişsiniz. Biz de sizinle savaşacağız. Bilginiz olsun. “ imza Osmanlı askerleri Menteşoğlu Abdullah ve Tarakçıoğlu Mehmet .

Doğal olarak hiç yetkili bu mektubu dikkate almaz.

İki Osmanlı askeri öncelikle Broken Hill bölgesindeki White Rock’ta (Karlı Kayalar) mevzilerini hazırlarlar. Daha sonra savaş planlarını uygulamaya başlarlar. İlk önce bölgeden geçen tren yolunun viraj kısımlarındaki raylarını sökerek pusuya yatarlar. Peş peşe 3 treni devirirler. Trende bulunan askerlere ve mühimmatlara ağır zarar verirler. Planları gereği ikinci uygulamalarında, bölgede bulunan 8 karakolu basarlar ve karakoldaki askerlerin tamamını etkisiz hale getirirler.

Avustralya yetkilileri peş peşe gelen bu felaket haberleri ile  şaşkına dönerler. Sonunda biri, iki Türk askerinin yazmış olduğu mektubu hatırlar. Ve derhal bölgeye 250 tam teçhizatlı bir askeri birlik gönderilir. Birkaç gün sonra Molla Abdullah ve Gül Mehmet’in yerleri tespit edilir. İki kahraman askerimiz son kurşunları bitinceye kadar savaşırlar ve şehit olurlar. 60'da Avustralya askeri ölür.

Konu ile ilgili bilim adamlarımızın ve bazı yazarlarımızın zaman zaman yaptıkları açıklama ve yorumlarla  bu önemli tarihi olay gündeme gelmektedir. Zira hadisenin “Battle Of Broken Hills” yani Broken Hill Savaşı adıyla resmi Avustralya savaş tarihine girdiği bilinmektedir.
        
Şimdi Avustralyalılar White Rock’a Türk Kayalıkları adını vermişler. Dış İşleri yetkililerimiz bu alanda bir anıt dikilmesini ve anıta Atatürk’ün, Anzaklar için söylediği kucaklayıcı sevgi ve barış dolu beyanatının;

“Uzak memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar: burada dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlarda evlatlarını harbe gönderen analar; göz yaşlarınızı dindiriniz, evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır. Bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır." 


 Anıt;



Molla Abdullah ile Tarakçıoğlu Gül Mehmet'in erzağı;



Dondurmacı Abdullah'ın beyaz gömleği vardır. Kasap Mehmet'inde kırmızı önlüğü. Gömlek ve önlüğü sökerek Ay-yıldız bayrak yaparlar. Erzak'ta görülen silahlar,mermiler ve kendi yaptıkları bayrak.

Yorumlar

  1. GÖZÜ DOLMAYAN TÜRK DEĞİLDİR! ÇANAKKALE GEÇİLMEZ!
    Başarılarının devamını dilerim Tuğşat.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkler tarih boyunca tarih yazmış, tarih yazmaya da devam edecektir.
      Teşekkürler Koray :)

      Sil
  2. yani şimdi bu iki türk akıllıca bir davranış içine girmişler.diyebilirmisiniz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Milliyetçilik öyle birşeydir ki, gözleri kör eder. İçeride ve dışarıda dört iklim yedi cihan senin vatanına göz dikmiş gerçek bir milliyetçi gerçek bir vatansever yerinde durabilir mi? Sessiz kalabilir mi? Bu iki yiğit bazıları gibi yurtdışında yaşamını sürdürebilirdi güle eğlene ömürleri yettiğince yaşayabilirdi ama yapmadılar onların vatan sevgisi ağır bastı, böyle bir işe giriştiler ve sonunda şehadet şerbetini içtiler.

      Sil
  3. Bu yazdığımız kaçıncı tarih oluyor , ben sayamadım da?

    YanıtlaSil

Yorum Gönder