Tapınak Şovalyeleri


TAPINAK ŞOVALYELERİ
9 Fransız tarafından kurulan Tapınak Şovalyelerinin sırrı nedir ?
Sümer ve Mısır kültürleri bir birine çok yakın bir zaman diliminde parlamaya başlamıştır.Ancak tarihçiler Sümer kültürünü biraz daha eskiye daynadırırlar.Biliyoruz ki Mısır'da yazının ilk formu yani ilk basit hali 4000 ile 3000 arasında oluşmaya başlamıştır.
Sümer kültüründe ise yazı M.ö. 3200 arasına yerleştirilir.Her iki kültürdede görülen ortak yönler vardır.Bu durum tarihçiler tarafından etkileşim olarak nitelendirilir.
Şahsi fikrim odur ki bu her iki kültürün etkilendiği daha büyük fakat henüz ortaya çıkarılmamış başka bir kültür daha vardır.Bu kültür Anadolu merkezli Ma kültürüdür.
Bu kültür hakkında bulunabilinecek yegane maddesel emare, bazı mitolojik kitaplarda yer almış Anadolu kökenli Bereket (Toprak ) Tanrıçası Ma ifadesidir.Bu kültürü ispatlama konusuna girmeden Sümer kültüründe yer alan kutsal ME'lerin ne olduğunu açıklamaya çalışalım.
Kutsal ME'ler tabiat kanunlarıdır.Yani yeryüzünün hükmüdür.Sümer tanrısı Enki taradından korunurken,Tanrıça İnanna tarafından çalınmışlardır.
Enki ifadesinini etimolojik açıklaması (En =Tanrı,Kİ=Yeryüzü )Yeryüzünün Tanrısıdır.Enki yaradılış anlatısında yeryüzünü düzene koyan tanrıdır.Yani yeryüzü hükümleri oluşturan Tanrıdır.Bunlarıda kutsal sözler ile gerçekleştirmiştir.Kutsal sözler yada kutsal kurallar...
Mısır'da da benzer bir durum görülmektedir.Burada yeryüzü kuralları seküler bir ayrıma tabi tutulmuştur.Bu ayrım Ma'at ve eşi Tanrı Thoth arasında gerçekleşmiştir.
Ma'at ve Thoth, ister Anadolu ister Sümer isterse de Mısır kökenli olsun,önemli bir ayrıntıyı saklamaktadır.Ma'at yeryüzü kurallarının ahlaki yani toplumsal düzeni kurma görevini üstlenirken (Aynı zamanda doğruluk ve hukuk ) ,Thoth ise tamamen sekülerleşerek, bilimin yani matematiğin, mimarinin,tıbbın ve diğer bazı pozitif bilimlerin ( ve bazı pozitif olmayan büyücülük vb. de) temsilcisi olmuştur.
Mısır'a giren Büyük İskender'in ardıllarından Ptolemeus ailesinin ,Mısır kültürünü etkilediği zamanda Thoth ismi Hermes'e dönüşmüş ve Hermetizm inancı doğmuştur.
Hermetizm'de, Hermes'e 3 defa büyük Hermes adı verilir.Bunun sebebi farklı yollar ile açıklanırken aslında ,yeryüzünün seküler biliminin yanında gökyüzü ve denizlerinde gizli bilgisinin bu Tanrının elinde olduğu düşünülmesidir.Bu yüzden 3 defa büyük adı verilmiştir.Çünkü Toht sadece yeryüzünün biliminin sırlarını elinde tutuyordu.
İlginç olan şudur ki ; Bu karı koca Tanrı ve Tanrıça, dünyanın kaderini etkilemiştir.Ma'at'ın kuralları dinlerin yaptığı görevi yani toplumsal ve bireysel düzeni sağlama görevini üstlenmiş iken, Toht ise günümüz modern bilimin uğraş alanı ile ilgiliydi.Musa'nın on emrinin Ma'at kurallarının bir özeti gibi olması düşündürücüdür.
Mısır'da Toht bilgeliğin tanrısıydı.Onun öğretileri ,tapınaklarda elit bir tabakaya öğretilirdi.Yani bir nevi gizli ilimlerdi.Geçmişin gizli ilimlerinin gücünün sırrı budur. (Pozitif bilim olması)
Mısır'ın gizli ilimlerini (yani o dönemin pozitif ilimleri) ve belkide Ma'at öğretileride;Hz Musa ve beraberindekinler tarafından Yahudi toplumu tarafından Ön Asya'ya taşınmıştır.
Mısır'da yapılan piramit ve devasa tapınakların,nasıl yapıldığı ve mimari düzeni gibi mimari ve matematiksel bilgide bu suretle Ön Asya'ya taşınmış oluyordu.
Ön Asya'ya Haçlı seferleriyle gelen Tapınak şovalyeleri bu bilgileri bulup,tercüme ettirdiğinde bir çok kadim sır ellerine geçmişti.Ancak bu bilgilerin ağırlığı mimari,matematik ve diğer pozitif bilgileri içeriyordu.
Bu yüzdendir ki,Fransız kralının Tapınak şovalyelerine karşı giriştiği tutuklama ve yok etme girişminin ardından, bu bilgileri en iyi kullanabilecek olan Taş ustaları (Masonlar) gizli bir teşkilat olarak doğdu.
Elden ele geçen sırlar daha ziyade mimari ve matematik ,kimya,tıp alanındaydı.Ancak bu bilgiler o dönemin ötesinde bir gücü, elinde tutan zümreye sağlamakla birlikte; Bu kişilerin daha seküler olmasını ve din tarafından verilen öğretilerin ötesine geçebilmeyi sağlıyordu.
Bu sekülerleşme ile birlikte dine karşı daha uzak bir duruş gelişti.Bu sadece bilim ile o dönemin Hristiyan Papalığının çatışması değildi..Mevcut Hristiyanlık öğretisinin dışında, Mısır,Yahudilik (Kabala) Gnostik İncil düşüncesinin varlığını gören Tapınak Şovalyelerinin dinsel ve kozmos arayışlarında,sorgulayışlarında ,düşüncelerinde farklılıklara yol açmıştı..
Hz İsa'nın sık sık dile getirdiği Tanrı'nın krallığı ifadesi de, alışılmış bir ifade değildi.Bilinen çoğrafik devletlerin dışında bir yapılanma tarzıydı bu.
Tapınak şovalyelerinin çok ulusluluğu, Tanrı'nın krallığı ifadesi gibi ezberleşmiş kalıpları bozan bir durumdu.Günümüzün çok uluslu şirketlerini andıran bu yeni durum, Sınır ve kültürel bağ ile oluşturulmuş askeri gücün ötesinde , ekonomik zenginliğin kişilere nasıl bir güç verdiğini öğretmişti Tapınak Şovalyelerine.
Bu yeni güçün sınırları yoktu.Millet bağı yoktu.Karşındaki yeğane kendine benzeyen uluslar arası güç ise kilise idi.Ancak dönemin Papa'sı yani Vatikan ve rahipleri, bilgi anlamında tapınak şovalyelerinin çok gerisinde bulunuyordu.Tapınak şovalyelerinin elinde bulunan bilgiler ise onları daha seküler olmaya ve kiliseden farklılaşmaya itiyordu.
Fransız kralığının Tapınak Şovalyelerine olan borcunu ödemek yerine onları yok ederek borcundan kurtulmayı denediği ve bu yüzden, şovalyelerinin bir çoğunu tutuklanma ve yargılama girişimine karşı Papa;Fransız kralının ricası ile birlikte ses çıkarmamıştı.
Tapınak şovalyeleride tıpki Hanibal gibi,fazla büyümenin ve güçlenmenin yanlzılığını yaşıyordu.Yer altına çekilmelerine rağmen elllerindeki kadim bilgilerden yeni bir gücü doğurmuştu.Bu güç ise Taş ustaları olan Masonlardı.

Yorumlar